Ödeyeceği Senetler Karşılığında Taşınmazı Geri Almak Şartıyla Devreden Borçludan Vade Farkı ve Kâr Kaybı Talep Etmenin Hükmü

Selamun aleyküm hocam.

Yapmış olduğumuz ticarette alacaklı olduğumuz firma (kişi), bize vermiş olduğu belirli vade tarihli senetleri ödemedi. Hemen ödeyemeyeceğini belirterek bizden 6-8 ay civarında bir süre istedi. Bu süre esnasında borcunu ödeyene kadar bize teminat olarak ve borcunu ödedikten sonra geri almak şartıyla taşınmazını tapu satışı yoluyla devretmeyi teklif etti.

Ancak taşınmazın değeri borcundan rakam olarak daha yüksek olduğu için aradaki farkı da ödememizi istedi. Yani biz alacağımızın üzerine tekrar para vererek taşınmazı devralmış olacağız. Buna karşın, anlaşacağımız tarihe ve borç ödenene kadar bu taşınmazı hiçbir şekilde satamayacak veya bir ticarette kullanamayacağız. Borcunu ödediğinde taşınmazı kendisine geri devredeceğiz; ödeyemezse de anlaşmamız gereği taşınmaz bize kalacak.

Sorum şu: Bu taşınmazın şu anki bedelini güncel bilirkişi marifetiyle belirleyerek devralmış olacağız. Ancak 6-8 ayın sonunda borcunu öderse geri vereceğimiz veya ödeyemediğinde bize kalacak olduğu durumda, beklenilen bu zaman aralığında normal ticaretimizde kullandığımız sermayeden ödediğimiz fazla rakamın ve ödenmeyen senetlerin vade farkını nasıl hesaplamamız gerekir?

Konu, borcu vadesiyle birlikte zamanında tahsil edememiş olmamızdır. Çünkü devraldığımız taşınmaz hiçbir şekilde ticari sermayeye katılarak kullanılmayacak; sermayeden para aktarıp beklemiş olacağız. Bu durumda vadeden kaynaklı fark ve sermayeyi kullanamamaktan doğan fark nasıl hesaplanır?

İslam hukukundaki temel kaidelerden biri şudur: "Akitlerde muteber olan, kelimeler ve lafızlar değil, mana ve maksatlardır." (Mecelle, m. 3)

Yapılacak bu işlem görünürde/şeklen bir "satış" (bey') gibi yapılsa da, akdin özü ve maksadı bakımından gerçek bir satış değil, gizli bir rehin (ipotek) akdidir.

Bir işlemin İslam hukukunda "gerçek ve geçerli bir satış" (sayılabilmesi için mülkiyetin kesin, şartsız olarak alıcıya geçmesi gerekir. Sizdeki durumda ise:

Mülkiyet Bağlayıcı Şarta Bağlanmıştır: Satış, "Borcunu ödeyince taşınmazı geri vereceğiz" ve "Ödeyemezse taşınmaz bizde kalacak" şartlarıyla yapılmaktadır. Bu şartlar, satış akdinin doğasına (muktezasını) aykırıdır.

Tasarruf Hakkı Kısıtlıdır: Gerçek bir satışta alıcı malın tam maliki olur; dilediği gibi satar, kiralar veya kullanır. Oysa sizin olayınızda taşınmazı satamayacağınız ve ticarette kullanamayacağınız baştan kabul edilmektedir. Mülkiyetin en temel unsuru olan "tasarruf hakkı" kısıtlandığı için bu durum satış niteliğini kaybetmektedir.

Eğer niyetiniz gerçek bir satış yapmaksa; geri verme şartı tamamen kaldırılmalı, taşınmazın tasarruf hakkı sınırsız olarak size geçmeli ve mal tamamen sizin olmalıdır. Aksi takdirde yapılan işlem rehindir ve rehin kurallarına tabi olmak zorundadır.

Verilen borcu teminat altına almak için alınan rehin, borç tutarından fazla olmasında sakınca yoktur. Borçlu, bu fazla tutarı sizden talep edemez. Sizin verdiğiniz ilave fazlalık, kanaatimizce ilave bir karz/borç olarak değerlendirilir. Borcun verildiği tarihle tahsil edildiği tarih arasındaki paranın değer kaybı, resmi TÜFE oranları dikkate alınarak hesaplanmalı ve o şekilde geri ödenmelidir. 

Bu hesaplamayı kolaylaştırmak adına TCMB tarafından geliştirilen enflasyon hesaplayıcısı kullanılabilir. Bu uygulama, ay, yıl ve Türk lirası tutarlarının girilerek geçmişteki bir bedelin bugün kaç Türk lirasına tekabül ettiğini göstermektedir. Uygulama, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) hesapladığı tüketici fiyat endeksine (TÜFE) göre hesaplamalarını yapmaktadır. Bu hesaplayıcı, borcun parasal bedellerin bugünkü değerini hesaplamada rahatlıkla kullanılabilir.  https://herkesicin.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/ekonomi/hie/icerik/enflasyon+hesaplayici

Her şeyin en doğrusunu Allah bilir. 

 

07.09.2026
Doç. Dr. Salih ÜLEV
Kaynak:
Doç. Dr. Salih ÜLEV